Türkiye, deprem gerçeğine alışmalı, ancak depreme teslim olmamalıdır  
İçerik
Türkiye; jeolojik yapısı, topoğrafyası ve iklim özellikleri nedeniyle, başta depremler olmak üzere afetlerle sık sık karşılaşmış, tüm bu afetlerle baş edebilme konusunda Cumhuriyet döneminden bu yana önemli gelişmeler ve deneyimler sağlamış bir ülkedir. Ülkemizin jeolojik yapısı nedeni ile maalesef büyük can ve mal kayıplarına yol açan depremler yaşadığına dikkat çeken Yavuz Işık, şu açıklamalarda bulundu: “Ülkemizin yüzölçümünün % 42’si birinci derece, % 24’ü ise ikinci derece deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır. Ülkemizde 1950’lerden bu yana gerçekleşen depremlerde maalesef 32.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu acı bilanço bize deprem gerçeğini kabul etmemiz gerektiğini açık bir şekilde hatırlatmaktadır. Deprem herhangi bir yerde ve herhangi bir zamanda oluşabilir ve var olan koşullarda depremin önceden belirlenmesi olanaksızdır. Bu sebeple yapabileceğimiz en iyi şey bu gerçeği kabul etmek ancak depreme teslim olmayıp depremle mücadele etmektir. Depremi önleyemeyiz fakat depremin zararlarını azaltma imkânına sahibiz. Depremlerin oluşturacağı bu zararları azaltmanın en etkin iki yolu ise depreme dayanıklı yapılar inşa etmek yani yapı stoğumuzu; kaliteli, güvenliği kanıtlanmış betonlarla güçlendirmek ve toplumu depreme karşı bilinçlendirmekten geçmektedir“ dedi.