MAKALE ve ARAŞTIRMA DETAYLARI

 
2007’DE DEPREM-YER-YAPI DURUMUMUZ; Neredeyiz? 
MAKALE DETAYI

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan

 

Deprem yitimleri, göçükler “Türklerin” yoksulluğundan kaynaklanır. Yoksulluk bitmedikçe, ağıtlar bitmez. Yoksulluk ta “ülkenin ulussalcı” yönetiminden geçer. Bireyci ekonomi, toplumcu ekonomiye dönüşmedikçe, hem “deprem”, hem de “yılgı(terör)” sorunu bitmez. Kısacası, sorunun temelden çözümü Ankara’dan geçer, Ankara’yı da 1950’den beri Türk Halkı seçiyor. Ancak ölümler bitmiyor. Son 100 yılda depremden yaklaşık 120 bin, yılgıdan(terör) 31 bin kişi öldü.

İşte, yine bir 17 Ağustos yıldönümü daha geliyor. Ancak İstanbul depremini konuşuyoruz. İstanbul depremi için her ağızdan bir ses çıkması sürüyor. Önemli olan “ deprem olacak/olmayacak”, “7.6 olur/ 6.5” olur, “tek parça kırılır/çok parça kırılır” olayı değil, “yapılarımız depreme dayanıklı mı?” onu bilmemiz. Bu tür “kırık/fay tartışmaları”, orta saha futbolu oynamaya benzer. Önemli olan İstanbul’daki yapılar 7.5 büyüklüğünde bir depreme dayanıklı mı değil mi?. Kaldı ki olmayan yerleri mahalle ölçeğinde biliyoruz. Açıkçası, göçük altında kalacaklar neredeyse adıyla soyadıyla belli. Oraların yıkıp, yerine yıkılmayacak yapıları yaparak, yoksul halkımızı kurtarmalıyız. Ancak bazı basın görevlileri ile “çığırtkanlar” bu işi dönemsel ürkütme, korkutma, şamata boyutunda sürmeyi yeğliyorlar.

TJK. Bu konuyu kurumsal olarak ele aldık. Türkiye Jeofizik Kurumu(TJK), dernekler yasasına göre kurulmuş, içinde ayrı uzmanlık dallarını barındıran, ana konusu deprem, yer altı kaynakları, güre(enerji), yer sayışmanlığı(mühendisliği), yer-yapı-deprem ilişkisi olan bir kuruluştur. 2002 yılından kurulmuştur. Kurucu başkanı Prof. Dr. Ahmet Ercan, şimdiki başkanı Jeofizik Y. Müh. Eftal Gökçe’dir.

Başlıca etkinliklerimiz;

1.       Danışmanlık,

2.       Bilgilendirme toplantıları düzenlemek,

3.       Uraylarla(belediyelerle) halk ile uygulamacıları aydınlatıcı toplantılar düzenlemek,

4.       Uyarıcı, bilgilendirici yayınlar yapmak

5.       Basında(görsel, yazılı, işitsel) açıklamalar yapmaktır.

Süren Tasarılarımız;

1.       İstanbul Adalarının sarsıntı davranışını bulmak için 108 durakta titreşimcik çalışması 2 aydır sürdürülüyor. Bir kişiye üniversite bitirme tezi çalışması yaptırılıyor.

2.       Tarihi Galata’nın sarsıntı davranışını bulmak için 256 durakta titreşimcik çalışması sürdürülüyor. Bir kişi bu konuda master çalışmasını bitirmek üzere,

3.       Beşiktaş İlçesinin sarsıntı davranışını bulmak için 360 durakta titreşimcik çalışması yeni bitirildi, yorumlamaları sürdürülüyor.

4.        Bursa-Mudanyanın sarsıntı davranışını bulmak, uygun yapı yüksekliğini belirlemek üzere 78 durakta titreşimcik çalışması yapıldı. İznik-Gemlik kolunun çalışması durumunda ne olacağı araştırıldı.

5.       Türkiye’nin il,il, ilçe,ilçe her yerinin deprem çekince haritası yapıldı. Ulusal Kanal’da izlence olarak halkın bilgisine sunuldu. Yakında kitaplaştırılacak.

Yasal Düzenlemeler ile Kamu Uygulamaları. İstanbul ile Türkiye’nin deprem sorunu Ankara yönetimince sağlanır. İstanbul Belediye ile ilçe belediyeler, yer davranışı, yer-yapı etkileşimi üzerine orta, kaba ölçekte incelemelerini bitirdiler. İstanbul’da depremin en çok dokunacağı yerler biliniyor. Buralarda yapı dönüşüm uygulamaları başlatıldı. Ancak uygulamalar ağır gidiyor. Bu bağlamda TOKİ oldukça başarılı yapıları tüm yurtta yapmaktadır. Ancak kente, kent dışında yeni alanlara genişletmemelidir. Yapıların bulunduğu yerlerde, dayanıklı yapıya dönüştürülmesi gerekir. Bu konu yeni siyasi dönemde önceliğe alınmalı.

Depremsiz Yıllar Çarçabuk Değerlendirilmeli. 1999’dan 2007 yılına depremsiz geçilmiştir. Bunun böyle olacağını 2000’de yazmıştım. Yer erki çalışmama göre bir sekiz yılı daha, 2015’e dek depremsiz geçirebilme seçeneğimiz var gibi görülüyor. 2007 ile 2015 arası son kalan çalışma günlerimiz olabilir.

Çözüm. Biricik çözüm; kötü yerde, kötü yapılaşmış alanlar, mahalle boyutunda yıkılıp yeniden yapılmalıdır. Bu konuda “kat mülkiyeti yasası” çıkarılması, ayrıca halka sorun ile çözümün iyi anlatılması gerekir.

TJK bu konuda sürekli kitaplar yayınlamaktadır. Ayrıca tartışma izlencelerine çıkmakta, dinletiler (konferanslar), sunular yapılarak hem halk, hem sanayici, hem de siyasiler bilgilendirilmektedir. Bence önemli olan siyasi erk ile yerel yönetimlerin alacağı kararlar ile yönlendirmeler, kaynak sağlama ile amaca yönelik kullanımıdır.

Biz kurum olarak, bilgi üreten, ayrıca araştırmalar yapan, araştırma sonuçlarımızı yayınlayan, bilgileri yetkili kurum ile kuruluşlara sunan bir örgütüz. Bu konuda, halkın konuyu özümsemesi sağlamak üzere, ayrıca yöneticilerin yönlenmesi için bir roman yazımım bitti. Adı; ” Bir yaşama iki deprem sığmaz”. Bu romanın senaryosu bu yıl içinde filimleştirilecektir.

Yapılar Nasıl?.Türkiye’de davranışı kötü olan yer oranı yüzde 46’dır. Bu yerler üzerinde dikilen yapıların %75’i C-Türü depreme dayanıksız, eski, betonarme yapılardır. Çok güçlü depreme dayanıklı yapı oranı(A-türü) yüzde 2 dir. Geri kalan %23 orta büyüklükteki depreme dayanıklı B-türü yapılardır. Yer ile yapılarda karşılaşılan başlıca sorunlar.

Yer-Yapı yükseklik uyuşumsuzluğu(çınlama-rezonans), yerin sarsıntıyı eşik değer üzerinde büyütmesi, yerdeki ıslaklık, sıvılaşma, yapı donatılarının yüzde 65’inde paslanma, düşük beton niteliği, dikme ile aralık(kiriş) bağlantılarındaki güçsüzlük olarak sayılabilir.

Biz, TJK’ye üye olan özel kuruluşlarımız aracılığı ile Yapı Jeofiziği çalışmaları yaparak, yapının depremde uğrayabileceği yıkımı inşaat ile jeofizik mühendislerinin ortak çalışmasıyla ortaya koyarak halka yardımcı oluyoruz.

Görüş ile Öneriler…

Yapı Denetim Kuruluşlarını kurulması, nitelikli yapı dikmek bakımından çok yardımcı olmuştur. Ancak, YDK’lerin tümü sigorta kuruluşu olarak çalışmalı. Sorumlulukları, yer inceleme çalışmalarından başlayıp, yapının yerleşime açılmasına dek sürdürülmelidirler. Daha sonrasında ise, sorumlu oldukları yapılar, 50 yıl kendi güvenceleri altında olmalıdır.

Yer-Yapı incelemeleri ile yer incelemelerini(zemin etüdü) özel mühendislik kuruluşları yapacağına, eğitim ile araştırma yapması ana konusu olan üniversiteler yapmaktadır. Bu durum, üniversiteleri tekeci yaparken, mezun ettiği öğrencilerin işlerini elinden almak gibi ahlak dışı bir yola da sürüklemektedir. Bu durum haksız bir rekabettir, ayrıca yasaya göre suçtur. Bayındırlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı bu tür uygulaması ivedilikle kaldırılmalıdır. Bu konuda meslektaşlarının haklarını koruma görevi olan TMMOB yasal işlem başlatmalıdır. Üniversiteler mühendislik işlerini üstlenen, ayrıca yaptığı işlerin sonucundan sorumlu olmayan “ticari bir kurum” olarak işletilmesine son verilmelidir. Özerk olsa bile bir üniversite, kamu kaynaklarını kullanarak özel iş yapmamalıdır. Bu konuda ayrıca YÖK uyarılmalıdır.

 
GENEL
Bu Haber (1103) Kez Okunmuştur   
Siteye [05.10.2007] Tarihinde Eklenmiştir  
 
Sayfayı yazıcıya gönder 
   
 
Şantiye Dergisi, Basın Ahlak İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir.